21 Mart 2010 Pazar

ben bir küçük cezveyim diyar diyar gezmeyim....





Yıl 2004 aylardan haziran ...yer MALTA ....nerden mi aklıma geldi:)bulabildiğim en uzak yere kaçmak durumundan olsa gerek özgürce tek başıma saklanmak iç güdüsü şehrin yanlızlığından ve işin sıkıcılığından ve başka başka bir sürü nedenlerden....
İyikide yapmışım diyeceğim 1 ay geçirdim....
Az buçuk ingilizcemle kendimi oradaki bir dil okuluna yazdırmayı başararak ve hayatımda birdaha o kadar kötüsünü göremeyeceğim bir apart kiralayarak başladı macera....neyseki cok merkeziydi....
İlk gün Atatürk Havalimanı saat sabahın 5 'i uykudan uyanmış charter seferimi bekliyorum Malta havayolları ile muhteşem macerama hazırım ancak uyku sersemliğimden olacak gate 'in degıstıgını kaçırmısım ve bir sürü moldovyalı vatandaş bir okadar da tuhaf tuhaf suratıma bakan acayip bıyıklı adamın arasında bekliyorum...allahtan kapı acıldı da uçağa binecem diye sevinirken hostes durun yanlış uçağa biniyorsunuz uyarısıyla MOSKOVA uçağına binmekten son anda kurtardı beni sağol sevgili hostes seni hiç unutmadım....Tabii ki bu kadar kolay olamazdı daha yaşayacaklarım vardı 5 saatlik bir rötar ile Malta ya inmeyi başardığımızda Lost dizisindeki Lock karakteri kadar kuvvetli olan macera hevesim yerini az az hafif bir korkuya bırakmaya başlamıştı bile...gecenin bir yarısı 3 dil konuşan bir memlekette boş bir havaalanında neyseki beni bekleyen bir shuttle vardı allahtan bunu ayarlamayı akıl etmişim :)
Dip not Maltaya gitmeyi düşünüyorsanız shuttle servisi alın her saat havaalanından transfer yok ve taksiye odeyeceğiniz ücret ile orda bir hafta daha kalabilirsiniz ....
Neyse shuttle ın yarı arapça yarı ingilizce konuşan söförü beni fredy kruger ın hayalet evi gibi bir yerde henüz hava ağırmamışken elime bir harita tutuşturmak suretiyle ve bavulumla kapının önüne bırakıverdi.Kendimi cami avlusuna bırakılmış bebek gibi hissetmededim desem yalan olur ...Neyseki gece müdürü varmış otelin yaşlı suratsız bir ihtiyar pis kokulu bir koridor daha sonra çözdüğüm kadarıyla kokunun sebebi ağzına kadar dolu bir çöp dolapları olduğuymuş ben daha çok fare ölüsü aramıştım ama meğerse adamlar çöplerini saklıyorlarmış meşe kapılı dolaplarda bu daha ilginçti tabiikii....neyseki müdürün Türk olduğumu öğrendikten sonra beni en üst kattaki ve tuvalet camı ve sifonu bozuk leş gibi olmasının dışında apartın en sıcak nerdeyse oda sıcaklığının 45 dereceye vardığı odayı bana tahsis etmesinin dışında pek de kötü bir şey gelmedi ....Geri kalanında gayet güzel ve keyifli anılarla geçti...Malta güzel bir ada çok Türk var.ama ayırt etmek zor oluyor.Zamanında bu limanlara fazlaca osmanlı gemisi uğradığı için tüm saraylarda savaş resimlerini özellikle de guide lerin eşliğinde bayağı bir anlatıyorlar .
Maltaya yolunuz düştüğünde ilk yapmanız gereken detaylı bir harita ve otobüs saatlerini gösteren bir rehber edinmek bunun haricinde bir rehbere ihtiyacınız yok tura katılmaya hiç yok heryere kolaylıkla otobüsler ile ulaşım var ...Plajları ve geceleri cok güzel bir ada aslında biraz Bodrum 'u da hatırlattı .24 saat yanlız bir bayan olsanızda çok güvenli olarak dolaşabiliyorsunuz herhangi bir şekilde korku duymanıza gerek yok.
Alış-veriş ve hediyelikler açısından da güzel bir ada özellikle Valetta başkenti cok hoş English Garden 'ı mutlaka görmelisiniz.Özellikle en eski şehir olan Mdiva ya mutlaka gitmelisin şehir hem şıklığı hemde tarihi ile büyülüyor ....Mavi pencere diye geçen GOZZO adasına helikopter veya kücük gemilerle geçiş var.Helikopter biraz daha pahalıdır.Otobüsle limana gidip gemiyle geçmek daha uygun maliyetli oluyor.
St.Jullian's gecelerini de gece hayatını sevenlere tavsiye ederim.Ayrıca şık restaurantları hizmet veriyor bölge kalacak yeri benim gibi Silema da kalıp yarım saatlik bir yürüyüş veya otobüs ile st.jullian's şehrine ulaşmak mümkündür.Plaj olarak Golden Bay 'i tavsiye ederim.. gerçi şehrin heryerinden denize girilebiliyor .Ancak benim kaldığım Silema şehirinde sahil şeridi pamukkale traverterleri gibi yerlerde yatmak durumundaydınız ve pek rahat olmuyor ayrıca bayağı dalgalıydı.Unutmadan ekleyeyim çok koyu katolik bir ülke ve plaj kıyafetiyle kıyı şeritinde dolaşmak bile yasaktır .
Şimdilik bukadar daha sonra yeni maceralar ve fotograflar la aranızda olacağım....

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder